20 Temmuz 2010 Salı

Sen var ya Sen


Almanca'da bir deyiş vardır. "Mit dem nakten Finger zeigt man nicht auf angezogene Leute". Diyor ki çıplak parmağınla giyinik insanları gösterme.

Bu bir davranış biçimi. Beden dilimiz gizli kalmış, kendimize itiraf etmekten bile çekindiğimiz ne kadar çok duygu ve düşüncemizi açığa çıkartıyor.

Hatırlıyorum da ilkokulda öğretmenim böyle parmağını havaya kaldırır, ve içimizden birini gösterir ve "sen şimdi tahtaya gel" derdi. Kendimi o anda nasıl da zavallı ve güçsüz hissederdim. Soruyu bilecek miyim, acaba yine nerede hata yaptım, aklımın her tarafını kaplardı. Bu meşhur parmak hareketini iş yerinde de gözlemledim. Birisi diğerine der ki: " Bunu sen mi böyle yaptın?" parmakla göstermese de, etki aynı oluyor. Geçenlerde kendimi birisine böyle yaparken yakaladım. Ne olduğunu bilmediğim garip bir his vardı içimde. Bu yaptığımı pek sevmemiştim.

İçimdeki kötü hissin, ne olduğunu sonradan anladım. Yoga yapmaya gittiğim stüdyoda duvarda bir resim gördüm. Bir Budhist rahip, ellerini dizinin üstüne koymuş, baş parmağı ile orta parmağını birleştirmiş, meditasyon yapıyor. Parmak duruşu ilgimi çekti ve hocama, yogada bu iki parmağın neden birleştirildiğini, sordum. Hocam dedi ki, bu "ben"i yok etmek için yapılıyor. Bu el hareketi ile "ben"i "biz"e dönüştürüyorsun.

Daha iyi anlamam için de, parmağı ile beni gösterdi. Bu " sen" demek, yani ben senden üstünüm demek. Egonun en bariz göstergesi.
Kendimi neden kötü hissettiğimi anladım, ve de için için utandım....


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder